İlin adı : ARDAHAN
İlin Kodu : 75
İlin Yüz Ölçümü : 5576 km kare olup, km kareye 25 kişi düşmektedir.
İlin Nüfusu : İl geneli 140.000 ortalama
Coğrafya : İlimiz Doğu Anadolu bölgesinin kuzey doğusunda ve 1800 m yükseklikte
yer alır. Doğusunda Gürcistan, Güneydoğusunda Ermenistan devletleri, Güneyinde
Kars, Güneybatısında Erzurum, Batısında Artvin İlleri sınır teşkil
etmektedir.arazi yapısı bakımından İlimiz Doğu Anadolu’nun en dağlık ve en
engebeli arazi yapısına sahiptir. Şehir merkezi kendi adını taşıyan ve ortasında
Kür (Kura) nehrinin geçtiği bir ovada kurulmuştur. İlimiz oldukça soğuk,
yüksekçe bir yaylada bulunmaktadır. Etrafında Şavşat Dağları, Kısır Dağları,
Allahuekber, Yanlızçam, Ulgar Dağları, Uğuz Dağı, Ziyaret Dağı, Urama Dağı yer
almaktadır. Ayrıca Oltu’ya, Batum’a, Artvin’e, Ahıska’ya, Kars’a açılan önemli
geçitleri ve boğazları vardır. Ardahan yöresinin 2 büyük gölü mevcuttur. Bunlar
Çıldır gölü ve Aktaş gölü /Hazapindir. Akarsu olarak Kür (kura) dür. İklimi İl
genelinde karasal iklim hakim olup kışları uzun, sert ve kar yağışlı, yazları
ise kısa ve çok serindir. Etrafı dağlarla çevrili olan ve ortalama 900 m
yükseklikte bulunan bir İldir. Ayrıca İlçelerimizden Posof İlçemiz farklı bir
iklime sahiptir. Burada Klima tipi iklim hakım olup kışları yumuşak ve yağışlı
yazları ise sıcak geçmektedir. İlimizde Arpa, buğday, yulaf, patates ve yonca
(korunga) yetişmektedir. Büyük ve küçükbaş hayvan türleri (sığır, koyun, keçi,
manda) yetişmektedir.
TARİHÇESİ:
Ardahan İli yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahip olup, MS 628 yılında Hazar
Türklerinin bir kolu olan Arda Türklerinin eline geçerek Ardahan adını almıştır.
MS 1068 yılında Alparslan tarafından fethedilerek Selçukluların egemenliğine
geçmiş, 29 Mayıs 1555 tarihinde imzalanan Amasya anlaşması ile Kanuni Sultan
Süleyman tarafından Osmanlı İmparatorluğuna dahil edilmiştir. 1876 -1877
Osmanlı- Rus savaşı sonunda Savaş tazminatı olarak Kars ve Batum ile birlikte 13
Temmuz 1878 Berlin anlaşması ile Ruslara bırakılan Ardahan 1918 yılında Bresy –
Litowski anlaşması ile Anavatana kavuşmuş, ancak 30 Ekim 1918 tarihinde
Ardahan’da kurulan Milli Şura Hükümeti tarafından Mondros Mütarekesi şartları
red edilmiş, Milli Şura Hükümeti Kurtuluş Savaşımızla bütünleşerek Kazım
Karabekir Paşa ve Halit Paşa komutasındaki ordumuz tarafından 23 Şubat 1921
tarihinde İlimiz kurtarılmıştır.Kazım Karabekir Paşa tarihe mal olan “Boğazlar
Boğazımız, Kars-Ardahan Bel Kemiğimizdir.”sözünü söyleyerek Ardahan’ın yurdumuz
için ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulamıştır. Cumhuriyetin
İlanından sonra İl olan Ardahan 1926 yılında 877 Sayılı Kanunla ilçe yapılarak
Kars İline bağlanmıştır. 27.05.1992 tarihinde Ardahan ili İl olarak faaliyete
geçmiştir.
İLÇELER:
İlimize bağlı 5 ilçe bulunmaktadır.
Çıldır
-
En eski Türk yerleşim merkezlerinden biridir. Heredot tarihinde de bahsedildiği
gibi MÖ 650-700 yılları arasında bölgeye gelen Saka Türkleri, Çıldır’a ebedi
Türk olma damgasını vurmuşlardır. Çıldır adı da oradan gelmektedir. 25 Şubat
1921 yılında düşman işgalinden kurtularak Türk topraklarına katılmıştır. Yüz
ölçümü 1446 mk lik bir alan sahiptir. İlimize uzaklığı 45 km dir.
Göle
-
ilçemiz Ardahan’ın İl olması ile birlikte ilçe statüsüne kavuşturulmuştur. İlçe
kuzeyde Posof ilçesi ile 26 km Doğuda Gürcistan ile 7 km Güneyde Çıldır İlçesi
ile 5km ve batıda Hanak İlçesine 10 km İlimize uzaklığı 38 km dir yüz ölçümü 280
km kare olup ortalama rakım 220 m dir.
Göle-
İlçemiz Küçük Ardahan Sancağı adı ile 1551 de Erzurum’a, 1579 da Kars eyaletine
bağlanmıştır. En son olarak 27.05.1992 tarihinde 3806 Sayılı Kanun ile Ardahan
iline bağlanmıştır. Yüz ölçümü 1420 metrekaredir denizden yüksekliği 2030
metredir İlimize uzaklığı 45 km dir.
Hanak
-
İlçemizin kuruluşu MÖ 665 yılına dayanır Hanak halkı Saka (İskit) Türklerinin
Gagu adlı hükümdarlar boyuna mensuptur. 1 Mart 1921 de topraklarımıza katılmış
Meşe Ardahan adıyla bilinen Hanak Posof İlçesine bağlı bir bucak iken, 1958
yılında Kars İline bağlı bir ilçe olmuş ve 1992 yılında da Ardahan’a bağlı bir
ilçe olmuştur. Yüz ölçümü 547 km kare Deniz seviyesinden yüksekliği ise 1820 m
dir Hanak İl merkezine uzaklığı 28 km dir.
Damal
- Damal ve yöresi Orta Asya’dan Avrupa‘ya göç eden Türk boylarının geçiş
güzergâhında bulunan yerleşim alanlarıdır. Tarihte Ardahan-Posof Sancaklarına
bağlı Kur’a ya da Meşe Ardahan adı ile anılan bölge 1064
yılında Alpaslan
tarafından Selçuklu topraklarına katılmıştır. Akkoyunlu Uzun Hasan
döneminde 1453 Maraş yöresinden gönüllü olarak getirilen Dulkadurlu–Ulusu
topluluğundan “Türkmenler“ günümüze kadar kendi gelenek ve göreneklerini koruya
gelmişlerdir. Ulgar ve Cin dağlarını yaylak edinip zamanla Damal bölgesinde
köyler oluşturmuşlardır.
Posof
-
İlçemiz Ardahan ilinin kuzeyinde ve Gürcistan Cumhuriyeti ile sınır olan bir
yerleşim birimidir. Posof adı Ormanlık dere anlamına gelen Postkhov kelimesinden
türemiştir 1928 yılından itibaren resmi kayıtlarda ilçe adını almıştır.MÖ 680
yıllarında Kafkasların kuzeyinden gelen atlı göçebe Saka- İskit Türklerinin
yerleşim merkezi olmuş daha sonra MÖ 150 MS 430 yıllarında partarsaklı
Türklerinin hakimiyeti altına girmiş Posof ilçesi 1918 m yükseklikteki Ilgar
dağının kuzeyinde engebeli arazi üzerine kurulmuş bir ilçedir. İlçenin iklimi
karasal iklim olmasına rağmen Karadeniz ve Hazar denizinden gelen sıcak havanın
ve rakımının 1580 m civarında olması etkisiyle ilçenin iklimi biraz daha ılık
geçmektedir. Bu nedenle ilçede meyve ve sebze yetişmesi mümkündür. İlimize
uzaklığı 81 km dir İlimizin ilçelere ulaşımı karayoluyla sağlanmaktadır. En
yakın demir yolu ve hava yolu Kars ilinden sağlanmaktadır uzaklığı 80 km dir.
ARDAHAN İLİ TANITIM ENVANTERİ
Alışveriş :
İlimizi ziyaret eden turistlerin satın alabilecekleri Yöreye özel üretilen Damal
bebekleri, Ardahan halısı, Kafkas arı balı ve yöremize çok özel kaşar peyniri
görmeden almadan ve yemeden dönme.
YAPMADAN DÖNME:
İlimizi ziyaret eden turistlerin mutlaka gezmesi gereken çıldır gölü, aktaş
gölünü gezmeden sazan balığı yemeden dönme, şeytan kalesi, Ardahan kalesi diğer
kalelerimiz kulelerimiz gezmeden . Atatürk silüetini izlemeden festivallerimizi
izlemeden Ardahanda canlı alabalık yemeden dönme,
İSTATİSTİKLER :
2000
Yılı Nüfus sayımına göre İlin nüfusu 133.756’ dır İl ve İlçelere göre dağılımı –
İl Merkezi 17.274 tür Merkeze bağlı köylerde ise 27.520 olup toplam nüfusu
44.794 tür. Çıldır-ilçesi merkezde 2.415 ve köylerde 12.454 toplam nüfusu 14.869
dir.- Damal İlçe merkezinde 2.571 ve köylerde ise 6.106 olup toplam 8.677’ dir –
Göle İlçe merkezinde 10.478 ve köylerinde ise 27.336 olup toplam 37.814
tür.-Hanak ilçe merkezinde 4.432 ve köylerinde ise 10.441 olup toplam 14.873
tür.- Posof ilçe merkezinde 2.555 ve köylerinde 10.174 tür toplam nüfusu 12.729
dur . yıllık nüfus artış oranı İl genelinde %0.20 merkezde ise %0.3dür.İl
genelinde 1.km kareye düşen kişi sayısı 28 İl Merkezinde 38 dir İl genelinde
bulunan 242 köyden 179 unun nüfusu 500 ün altındadır çoğunluğunda daha da azdır.
Yaş ortalaması İl genelinde erkek nüfusun yarısı 23 yaşından kadın nüfusun
yarısı 24 yaşından gençtir. nüfusun % 88 i Ardahan doğumludur Okuma yazma oranı
İlde % 84 erkek nüfus için bu oran %92 kadın nüfus için %76 İl merkezinde bu
oran %91 dir.
ORMAN:
Orman alanı 545.304 hektar alanın 26.837 hektar alanı ormandır bu alanın 7.158
alanı bozuk orman vasfındadır.genel alan içindeki oranı %5 tir Türkiye Orman
Varlığının genel alana oranı %26 dır Dünya ortalaması ise %30 dur.
İlimizin Posof ilçesinden Gürcistana açılan sınır kapısından 1998 yılından bu
yana giriş çıkış yapan yolcu istatistikleri. 1998- yılında 98.855 – 1999 yılında
78.654 -2000 yılında 54.047- 2001 yılında 39.315- 2002 yılında 37.491- 2003
yılında 32.887, 2004 yılında 35.726 2005 yılında 31.743 yerli ve yabancı yolcu
giriş ve çıkış yapmıştır.
KÜLTÜR :
Asya’dan Anadolu’ya bir geçiş noktası olan Ardahan bu stratejik konumu
itibariyle tarih boyunca bu bölgede bulunan devletler arasında mücadelelere
sebep olmuş ve sürekli el değiştirmek durumunda kalmıştır. Urartular, Arda
Türkleri, Saka- İskit Türleri, Selçuklular ve Osmanlılar yörede yaşamış önemli
uygarlıklardır. Ülkemizde her yörenin olduğu gibi Ardahan’ında kendine has
özellikleri olan bu özellikleri ile kendini farklı kılan bir kültür mirası
bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde Rus, Ermeni ve
Gürcilerin işgaline uğrayan ve yıllarca esaret altında yaşamak zorunda kalan
yöre halkı kendi kültüründen taviz vermemiş, bu mirası günümüze kadar
taşımıştır.
HALK MUTFAĞI:
Anadolu’da her yörenin kendine has yemek kültür ve damak zevki olduğunu görürüz.
Bu kültür yörenin coğrafi iklim özelliklerini üzerinde taşır. Bu nedenle
Ardahan’ da tarım ve hayvancılığa dayalı bir mutfak kültürü gelişmiştir. Tahıl
et ve hayvansal ürünlere dayanmaktadır. Kaz etinin yörede ayrı bir yeri vardır.
Sebze olarak patates soğan ve kuru fasulye gelmektedir.
YÖRESEL HALK OYUNLARI:
Ardahan’ın yörelerinde hemen hemen aynı oyunlar oynanır estürüman olarak
genellikle davul ve zurna , Kafkas oyunlarında ise Akordeon ve nağara adı
verilen davul kullanılır. Yörede genellikle halay ve bar oynanır bu oyunların
oynandığı toplumsal alanlar ise düğünler, nişanlar, asker uğurlamaları, üzüntü
ve sevinç gibi duyguların ifade edildiği durumlardır. Yöremizde oynanan belli
başlı oyunlar ise şunlardır.
BAR OYUNLARI:
Ağır
bar, Sallama, Temur ağa, Nare, Lorke, Şeker oğlan, Sarı seyran, Kaççıke, Tavuk
barı, Gazelo, Hoş bilezik,Haran, Döne, Kıskarç, Kürdün kızı, Ardahanın yolları,
Hafif bar ve Paşa göçtü.
TEK OYUNLAR:
Ondört, Şeyh şamil, Ay gızı, Beş açılan, Karabat, Hanım yaylada.
HALK OZANLARI VE ŞİİRLERİ :
Ülkemizde halk şairleri ve halk hikayecilerinin en çok yetiştiği yöre
Ardahan’dır bunun bir çok sebebi vardır. Başta 93 harbi olmak üzere 1877-78
Osmanlı –Rus savaşı ve bunun sonucunda 40 yıl anavatandan ayrı kalması
gelmektedir.Düğün ve derneklerde saz şairleri ile halk hikayecilerimiz can
kulağı ile dinlenen insanlardır. Milli acıları ebedi ve milli duyguları besleme
ve doyurma isteği başta gelir. İster saz vurmayan veya Ehl-i Dil, ister saz
çalan deyişler söyleyen aşık , isterse yalnız halk deyişleri ve manzume yazanlar
olsun, Ardahan ili en zengin halk şairleri ve hikayecilerinin ocağıdır denebilir
yüzlerce halk şairi ve hikayecisi ile Ardahan’ın ne denli büyük bir mirasın
sahibi olduğu artık bütün yöreleri biliniyor ve taktir ediliyor. Bunlardan
bazıları.
1-Aşık Şenlik – 1850
yılında Çıldır’ın suhara (yakınsu) köyünde dünyaya gelmiştir. Hiçbir eğitim
almadan üstün zekası nedeniyle halk meclislerine katılarak kendisini
yetiştirmiştir. Şiirlerinden bazıları, Osmanlı Rus savaşında söylediği
kahramanlık türküsü.
Ehli İslam olan işitsin bilsin
Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana
İstese uruset neki var gelsin
Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana
Asker olan bölüh bölüh bölünür
Sandınızmı Kars Kalesi alınır
Boz atlar üstünde kılıç çalınır
Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana
2-Aşık Zülali – 1873
yılında Posof’un Suskap (Aşık Zülali) köyünde doğmuştur aşıklığının yanında
İstanbul da ağabeyinin yanında eğitim görmüş Arapça ve Farsça öğrenmiş. 1904
yıllarında Türkçe ve din dersi öğretmenliği yapmış. Devrin en önemli
aşıklarından Çıldırlı Aşık Şenlik, Narmanlı Aşık Sümmani savaşların ve
felaketlerin olduğu dönemin çocuğu olarak yetişti. Yaşamı boyunca çok yer
değiştirmek zorunda kalması nedeniyle aşk, tabiat, gurbet,ayrılık, memleket
sevgisi, yoksulluk, nasihat ,tasavvuf ve sosyal hadiseler onların şiirlerinin
başlıca temasını oluşturur.
Üstadından öğüt istersen gönül
Var otur yanında kal ağır ağır
Herkesin ağzından akmaz şeker bal
Düşünde edebin al ağır ağır
Bakarsın yok iken var olduk neden
Vücut
yavaş yavaş tam olur beden
Çekirdek topraktan biter bir fidan
Büyüdükçe açar dal ağır ağır
Yöremizin
ünlü iki aşığı 1890 yılında Çıldırın Suhara köyünde bir araya gelerek bir atışma
yaparlar. Bu atışmanın bazı bölümleri şöyledir.
Şenlik
Yine fikrim hayallandı uğraşır nara ile
Tabipsiz derdi çekerim melhemsiz yara ile
Arz ediben gitsem eğer pirin öz diyarına
Menzilim bin yıllık yoldur tükenmez bir ay ile
Zülali
Yaman baktım çekti leşker bir ulu duğra ile
Fethetti burcu semayı döğüşür sahra ile
Sağolmaz yara çekeriz nah-nuyi kısmette biz
Eğerki eflatun gelse tabib-i kübra ile
Şenlik
Serçe şahan ile eylermi savaş
Sana kim dediki fil ile uğraş
Yüzünden kar yağar gözünden ateş
Şenlik gibi kahramanı gördün mü
Zülali
Der Zülali dön bak önünde ne var
Kaçılmaz dört yanın çevrili duvar
İster olsun ağzı kanlı canavar
Ben yırtıcı çok aslanı görmüşüm.